Basından etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basından etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zeytinyağında...
...Marka Çıkaracak Tek Ülke Türkiye

Geçen yaz Kuzey Ege’ye doğru giderken yol kenarında zeytinyağı satan bir Ayvalıklı amcayla sohbet etmiştim. Rakı şişelerinde zeytinyağı satıyordu, zeytinyağını bir tabağa döküp ‘İsterseniz tadın’ diyordu. O amca bana ‘Bak bu yol boyunca çok zeytinyağı satan var ama hepsi pet şişede. Pet şişede yağ bozulur’ demişti. Kulağıma küpe oldu ama alışveriş yapmadım. Geçen hafta Zeytin İskelesi’nin Genel Müdürü Fatih Cenikli’yle sohbet ettim. Zeytinyağıyla ilgili uzun uzun konuştuk. Türkiye zeytinin anavatanı ama birçok ülkeye göre zeytinyağı tüketimi çok düşük ve ne yazık ki Türkiye’nin dünya çapında bir zeytinyağı markası yok. Türkiye’de üretilen yağlar dökme olarak satılıyor; İtalya’da, Yunanistan’da, İspanya’da ise üzerine bir etiketle, yatırımla marka oluyor.

ÇAKMA ZEYTİNYAĞLARI
Ve yine ne yazık ki Türkiye’de satılan zeytinyağlarında hilecilik de söz konusu. Çakma zeytinyağı üreticisi de çok. Sızma zeytinyağ diye satılan yağların içinden kanola yağı, pamuk yağı çıkabiliyor.

6 aydır market raflarında yer bulan Zeytin İskelesi bu anlamda sektöre farklılık getirdi. Zeytin İskelesi pet şişede değil, cam şişede satılıyor. Yalnızca sızma zeytinyağı satıyorlar.

Fatih Cenikli Cunda aşığı biri. Cunda’da yaşadığı için de yıllardır zeytinyağı tüketiyor. Yıllarca finans sektöründe çalıştıktan sonra Tariş’e girmiş ve Tariş’te uzun süre genel müdürlük yapmış bir isim. Cenikli, Tariş’teki tecrübelerinin ardından Zeytin İskelesi’ne geçti. 30 yıl tekstil sektöründe faaliyet gösteren Kuloğlu Ailesi’nin yatırımı Zeytin İskelesi. Tire’de kurdukları yıllık 15 bin ton kapasiteli fabrika Avrupa’nın en gelişmiş zeytinyağı tesislerinden biri. Hedeflerini de yüksek koymuşlar. “Türkiye’den neden bir zeytinyağı markası çıkmasın?” diyorlar.

Zeytin İskelesi Ayvalık ve Edremit Bölgesi’nin sızma zeytinyağlarından yapılıyor. Zeytinyağının sızması makbul, bilmem bunu bilmeyen kaldı mı? Bu yüzden de fiyat farkı var.

Fatih Cenikli’nin verdiği bilgilere göre;

* Zeytinyağı, sıkma portakal gibi doğrudan da tüketilebilir.

* Zeytinyağını saklama sıcaklığı maksimum 22 derece olmalı.

* Zeytinyağını ısı, güneş, kokudan korumak gerekiyor. Pet şişeye de konulmamalı.

* Sızma zeytinyağı belli bir asit oranının altında olmalı. Asit oranı 0.2-0.8 arasında olanı seçin. Natürel sızmada asit biraz daha yüksek olabilir.

* Zeytinyağının ideal kızartma ısısı 180 derece. İçine katkı maddesi koyulmamışsa 180 derecede yanıyor. Diğer yağlar ise 200-210 derecede yanıyor.

‘Naturel zeytinyağ ile 10 kereye kadar sardalya ya da et kızarttığınızda vücudunuz hâlâ o yağı sindirebilir’ deniliyor.

Sızma yağ iyi saklanırsa 3 yıl raf ömrünü koruyor, aman kapağını açık bırakmayın...

Ezcümle, şarabın eskisi zeytinyağın tazesi makbul. Zeytin İskelesi işte bu bilgiler ışığında üretilmiş bir yağ.

Cenikli’nin verdiği bilgilere geri dönersek, Türkiye’de yılda 90 bin ton iç tüketim var. Ölçülen marketlerde 30 bin ton tüketim görülüyor. Markasız ölçülemeyen tüketim fazla. Oradaki yağlar gerçekten zeytinyağı mı değil mi bilemiyoruz.

ÇİN REKABETİ YOK
Dünyada zeytinyağ üretiminin yarısını İspanya gerçekleştiriyor, en çok ticareti İtalyanlar yapıyor. Türkiye ise İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus, Suriye’nin ardından geliyor. Bu noktada Fatih Cenikli, ‘İspanya ve İtalya marka çıkarıyor. Bu üreticilere baktığımızda marka çıkaracak tek ülke Türkiye’ diyor ve ekliyor: “Üstelik bu alanda Çin rekabeti yok. Çinliler zeytinyağ üretemiyor. Türkiye’nin önemli oyuncu olması için markalaşmak şart.” Bu arada zeytinyağını dünya hâlâ yeni keşfetmiş sayılır. Örneğin yıllardır balık konservesini çiçek yağıyla satan Filipinler artık zeytinyağlı balık konservesi üretmeye karar verdi. Türkiye elini çabuk tutsa, kısa yoldan para kazanmak yerine kaliteli üretimde iddialı olsa 3-4 yıl içinde Türkiye’den bir dünya markası çıkabilir.

Zeytinyağına hobi amaçlı girdi...
...Avrupa'dan ödül aldı

Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Ağaçlıhöyük köyünde ailesinden kalma zeytinliklerde hobi amaçlı zeytinyağı üretimi yapan Ali Osman Menteşe, zeytinyağının en prestijli kurumları arasında gösterilen Brüksel merkezli Monde Selection'dan gümüş madalya aldı. Menteşe, ödül sonrası artık ihracat yapmayı düşünmeye başladığını söyledi. Menteşe, bir iktisatçı olarak uzun yıllar ilaç sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin üst düzey yöneticiliğini yürüttüğünü, 1998 yılında emekli olduktan sonra memleketi olan Milas'a yerleşerek hobi amacıyla aileden kalma zeytinliklerle ilgilenmeye başladığını belirtti. Milas'a yerleştiği dönemde bölgede bir çok insanın “Milas'ın yağından yemeklik yağ olmaz” görüşünün bulunduğunu, kendisinin bu yorumlara çok üzüldüğünü belirten Menteşe, iyi yetiştirilip üretildikten sonra her yörenin yağının kaliteli olabileceğini kanıtlamak üzere butik sıkma tesisi kurduğunu söyledi.

Zeytinliklerde ürettiği memecik tipi zeytinlerin büyük bölümünü TARİŞ tesislerinde sıktırdığını, bir bölümünü ise butik sıkım atölyesinde değerlendirdiğini kaydeden Menteşe, şu bilgileri verdi:


“İlk önceleri hobi amacıyla giriştiğim bu iş, giderek yörenin yağının ne kadar kaliteli olduğunu kanıtlama iddiasına döndü. Modern tarım uygulamaları sonrası yağ kalitesi önemli oranda arttı. Soğuk sıkım tekniğiyle yüksek kalitede, yöreye özgü tatlara sahip ürünler çıkarmaya başladık. O kadar başarılı olduk ki her yıl dünyanın en iyi yağlarının girdiği İtalyan kataloglarında
iki yıl üst üste yer aldık. Bu bizim için çok sevindirici bir gelişme oldu.

Son olarak Menteşe Som markalı yağımız, zeytinyağı konusunda bilinen en prestijli kurum olan Brüksel merkezli Monde Selection tarafından gümüş madalyaya layık görüldü. Bu ödülle kalitemizi belgeleyip, kendimizi kanıtladık. Sadece Türkiye'den değil, Akdeniz'in değişik ülkelerinden gelen üreticileri geride bıraktık. Bu ödüle sadece kendi ailemiz ve şirketimiz değil tüm ilçe sevindi. Çünkü 'Milas yağı kalitesizdir' imajını yıktık.”


Menteşe, sıkma tesislerinde ticari amaçlı üretim yapmadığını, ürettiği yağları eş-dost olarak niteleyebileceği alıcılara gönderdiğini ifade ederek, alınan ödül sonrası artık ticari düşünmeye başladığını kaydetti.
Alınan ödül sonrası bazı kurumlarda talepler aldığını, ihracat bağlantıları konusunda görüşme aşamasında olduğunu dile getiren Menteşe, Milas yağlarının kalitesini mümkün olduğu kadar çok pazarda kanıtlamak istediğini ifade etti.

ASIL HEDEF İÇ PAZAR

Ailesinden kalma 2 bini aşkın ağacın bulunduğunu, buna bin 200 ağaç daha ilave ettiğini dile getiren Menteşe, asıl hedefinin iç pazar olduğunu da belirtti.
Menteşe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'de asıl sorun iç tüketimin yetersiz olmasıdır. Bu durum ileride daha büyük problem yaratacak. Devletin de desteği sonucu özellikle Güney ve Güneydoğu Anadoluda yeni zeytinlikler tesis edildi. İç tüketim bu seviyede devam ederse, bu ağaçlardan yağ alınmaya başladığında fiyatların düşmesi kaçılınmazdır. Bu durum, üreticinin girdiği işten pişman olmasına neden olur. Sektör bunun farkına varmalı ve Türk halkının zeytinyağı tüketmesi için çalışmalı. Anadolu'da Uşak'tan öteye kimse zeytinyağı kullanmıyor, batı tarafında da evin dışına çıktığınızda hiçbir yerde yok. Son günlerde maden suyu üreticileri başarılı bir tanıtım kampanyası yürütüyor. İç tüketimin artması için maden suyu gibi tanıtım yapılmalı.”

MARKALARDAKİ AİLE RUHU
Milas'ta eşi Sitare Menteşe ile çalışan Ali Osman Menteşe, ürettikleri zeytinyağlarına isim koyarken, aile büyüklerini unutmamış. 2. Abdülhamit'ten kaçarak Paris'e yerleşen dedeleri Murat Salih Menteşe'nin 1908 yılında Paris'te evlendiği nineleri Fransız asıllı Suzanne Dugeny için evliliklerinin 100. yıl dönümü anısına, “Suzan Nine” markasıyla yağ üreten ve bu yağla dünya kataloglarına girmeyi başaran Menteşe ailesi, son olarak isimlerinin baş harflerinden oluşan SOM markasıyla da son ödülü almış.